2017 yılının yaz aylarında, beyaz, sunta gardrobumun yüzeyini tahta olarak kullanır, notlar alırdım üzerine. Üniversite sınavına hazırlanıyordum o günlerde, birkaç kitap, dergi de okuyordum derslerden kalan vakitlerde. Onlardan da bir iki kelam düşüyordu sunta yazı tahtamın payına.
O günlerde, tam 9 yıl öncesinin bir yaz günü, gardrobun en üst hizasına yazdığım not ilişti gözüme geçenlerde. Aradan geçen 9 yılın ardından, bir bayram sabahı:
“If you can’t fly then run, if you can’t run then walk, if you can’t walk then crawl, but whatever you do you have to keep moving forward.” …
Martin Luther King’den bir söz yazmıştım. Bu sözü yazdığım anı da, bu sözü yazdığımı da, bu sözü de unutmuşum aradan birkaç yıl geçmeden. Ama bu sözü neden yazdığımı unutmamıştım. 9 yılın ardından, bir bayram sabahı beni kendime getiren bu sözün ‘sözler içinde bir yeri vardı’. Tam 9 yıl önceki heyecanıma, coşkuma geri dönme vaktim gelmişti. Kendimi elimden ne kadarı geliyorsa o kadarıyla hazırlamalıydım hayata, kendimden başlamalıydım biriktirmeye.
Şimdilik sözü fazla uzatmayacağım. bu sayfanın ardına çalıştığım alanlardan makaleler hazırlayacağım. Bilhassa hukuk olacaktır ancak bununla da sınırlı tutmuyorum kendimi. Gün geçtikçe nelerin kalacağını birlikte göreceğiz…