İdari yargıda dava açıyorken yürütmenin durdurulması talebinde bulunmak sıklıkla başvurduğumuz bir hukuki reflekstir. Koşulları oluştuğu takdirde, dava konusu etmiş olduğumuz idari işlemin, davanın neticesi beklenmeden icrasının engellenmesini, yani idari işlemin yürütmesinin durdurulmasını sağlayabiliriz.
Bu husus İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesinde detaylandırılıyor: Kanun bizden, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç yahut imkansız zararlar meydana gelecek olmasını ve idari işlemin hukuka aykırılığının gösterilebilmesini istiyor. Bu iki şartı sağladığınız takdirde dava konusu ettiğiniz idari işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar veriliyor ve aksi yönde bir karar verilinceye kadar dava konusu idari işlem tatbik edilmiyor.
İYUK madde 27 oldukça yaygın bir uygulama olmakla birlikte kanun benzer bir düzenlemeyi idareyi hukuki güvence altında tutmak için de kararlaştırmış. Kanun metninde biraz ilerlediğimizde, 52. maddeye geldiğimizde benzer bir düzenleme çıkıyor karşımıza;
“İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU Madde 52:
Temyiz veya istinaf istemlerinde yürütmenin durdurulması:
Temyiz veya istinaf yoluna başvurulmuş olması, hakim, mahkeme veya Danıştay kararlarının yürütülmesini durdurmaz. Ancak, bu kararların teminat karşılığında yürütülmesinin durdurulmasına temyiz istemini incelemeye yetkili Danıştay dava dairesi, kurulu veya istinaf başvurusunu incelemeye yetkili bölge idare mahkemesince karar verilebilir. (Ek Cümle: 10/6/1994-4001/22 md.) Davanın reddine ilişkin kararlara karşı temyiz ya da istinaf yoluna başvurulması halinde, dava konusu işlem hakkında yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi 27 nci maddede öngörülen koşulun varlığına bağlıdır.
2. İptal davalarında teminat istenmeyebilir.
3. İdareden ve adli yardımdan yararlananlardan teminat alınmaz.
4. (Ek: 20/7/2017-7035/8 md.) Temyiz ve istinaf incelemesi sırasında yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar kesindir.
5. Kararın bozulması, kararın yürütülmesini kendiliğinden durdurur.”
Kısaca; idari yargıda bir dava açtınız, iptal davası. İlk derece mahkemesi idari işlemin hukuka uyarlılığının bulunmadığına ve bu nedenle iptaline hükmetti. Burada bizlerin dava açıyorken sahip olduğu ayrıcalığa aynı şekil ve gerekçelerle davalı taraf sahip oluyor. Hükmün yürütmesinin durdurulması. Mahkeme hükmü uygulandığı takdirde sonuçları ortadan kaldırılamayacaksa, geri dönüşü mümkün olmayacaksa, yani kanun yolları bir nevi etkisiz hale gelecekse burada davalının talepleri doğrultusunda bölge idare yahut danıştay mahkemeleri ilk derece mahkemesi hükmünün yürütmesinin durdurulmasına “kesin” karar vererek kendi bünyelerinde yapacakları değerlendirmenin beklenilmesine hükmedebiliyor. Bu nedenle ilk derece mahkemesinde lehe bir karar alındığında, icrasının yürütmesinin durdurulduğuna yönelik bir karar gelmesi ihtimali olduğunu her zaman akılda tutmak ve buna uygun bir strateji ile hareket etmek önem arz ediyor.
Bu durumu organ nakli hususunda örneklendireceğim; bilindiği üzere organ nakli etik kurulları akraba dışı canlı vericiden organ nakli söz konusu olduğunda il sağlık müdürlükleri bünyesinde kurulur ve organ bağışında hayatın olağan akışına aykırı bir durum olup olmadığını denetler, bir çıkar ilişkisi bulunma ihtimalini araştırır. Bu müessese organ kaçakçılığı, satışı gibi durumlara karşı müthiş faydalıdır. Ancak zaman zaman aralarında hayatın olağan akışına aykırı bir durum olmayan, samimi, gönlünden geçerek organ bağışında bulunmaya niyetlenmiş kişilere karşı da olumsuz görüş bildirmektedir kurul. Burada da il sağlık müdürlüğü bünyesinde bir idari işlem tesis edilmiş olduğundan idari yargıda bir iptal davası ile süreci yargıya intikal ettirmek kaçınılmaz oluyor.
Geçenlerde, karaciğer nakline ilişkin bir dava dosyamda aldığım ilk derece mahkemesi kararı ile idari makamlara ve hastaneye başvuru ve bildirimlerimizi yapıp, mahkeme kararına dayanan resmi onay sonrasında nakli başarılı bir şekilde olan müvekkilimizin dosyasında, naklin üzerinden 1 hafta geçmeden hükmün yürütmesinin durdurulması kararı verildi…
İşin özü idari işlemler hakkında nasıl yürütmenin durdurulmasına karar verilebiliyorsa, hukuk yargısında nasıl tehiri icra kararı alınabiliyorsa, idari yargıda ilk derece mahkemelerince verilmiş olan hükümlerin yürütmesinin durdurulması da hukuken mümkün ve muhtemeldir..